Bu kadar mutlu olmamalısın. Arada kötü birşeyler mutlaka olmalı. Her an her şey iyi gidemez değil mi? Paranoyak olur çıkarsın. Birileri sırf seni mutlu etmek için ilginç tesadüfler hazırlıyor. Senin için sevgililer, hayranlar kiralanıyor. Meteoroloji sırf senin için Güzel Hava Temin Birimi kurmuş. Belediye tıkır tıkır çalışıyor, yollarda hiçbir çukura-tümseğe denk gelmiyorsun. Televizyonda hep güzel programlar, bir türlü kanal seçemiyorsun.
Kötü şeyler. Sürekli bekliyorsun kötü birşeyler. Mutlaka bir yakının ölecek. Paran bitecek. Otobüste yanlışlıkla o kızın üstüne abandın diye seni fortçu zannedip aşağıya atacaklar. Uzun yola çıkma trafik kazası geçireceksin. Sevgilin kendisini aldattığını sanacak (hayır, hayır; ondan daha iyisini, daha güzelini elbette bulamazsın). Yaşanmaz bu sıkıntıyla. Bu kadar dertsiz-tasasızsan kötü günler adamakıllı yaklaşmış demektir. Yürürken daha dikkatli ol. Cüzdanını yokla, çarpmış olmasınlar! Kaçırdığın yeni iş fırsatlarını düşün bir, sırf internete yeterince sık bağlanmadığın için..
İşte böyle, yola geldin. Seni kimse kandıramaz artık. Her şeye hazırlıklısın. Yok, o kadar da karamsarlığa kapılma.. şimdi kulağına öğüdümü fısıldayacağım. Yaklaş. Biraz daha. Evet... “Bela seni bulmadan sen belayı ara.” Yeni heyecanlar bul, yenilerini yarat, maceradan maceraya koş. Gözler seni arasın, takip edemesin. Kimse seni bulamasın. Saklan. Ortaya çık. Tekrar saklan. Duvarın üstünden atla ve kaybol. Trafikte yanındaki otomobile şöyle bir sürttür, kendine küfrettir, bas git sonra. Arama onu. Beklesin dursun. Terkettin sansın. Yolda yürürken, hiçbir şey yokken koşmaya başla birden. Koş, koş. Sonra dur. Trende karşında oturan o adama göz kırp. Hiçbir şey anlamamış gibi yapsın. Bu oyuna bulaştığı için utansın.
Oyna. Oyun oyna. Macera oyunu oyna. Oyunun yalnız oyuncusu değil, yöneticisi de sen ol. Kaç sonra.
Hayır, benden kaçamazsın. Nereye gidersen git, nerede ne yaparsan yap seni bulurum. Elinden gelenin en iyisini yap bunun için, kuş olup uçamazsın. Kuş olup... uçamazsın! Saçma, komik çocuk, ben senin güvercin kılığına girmiş meleğin falan değilim! O başka bir hikâye... ben melek değilim. Ben güvercinim, yalnızca bir güvercin. Hani sana atanan, seni hep takip edip gözleyen, burnunun dibinden hiç ayrılmayan...
Hadi şimdi bırak o boş şişeyi elinden. Kendimizi bulmak için atlayacağız, sulara, sulara... Hoop!
ALP ÇETİNER
7 Temmuz 2006 Cuma
6 Temmuz 2006 Perşembe
Bahar
Ömrüm boyunca, şu fâni dünyada gördüğüm en güzel kartpostalın içindeyim; yeşillikler içreyim. Başım çimenlerin arasında, toprakta. O küçücük “pıt” sesini beynimin içinde duydum. Beyaz hâreli minik mor çiçeği saçlarıma yerleştirdiğinde o, kapalı kalmak isteyen gözlerimi zorâki araladım. O güzel sıfatına bir fon arasaydı daha güzelini bulamazdı: Derin maviliğin ortasında parlak güneş, güneşin etrafında dağınık beyaz bulutlar, bulutların arasında zerrin ışıltılar, ışıltıların önünde ince dallar, dalların ucunda küçük seyrek yapraklar, yaprakların altında giderek aydınlanan yüz ve pırıltısının kaynağı belli olmayan gözler.
Çiçek saçlarımın arasında, saçlarım parmaklarının arasında.
“Bu küçük çiçek ne kadar talihsiz. Kendisinden Çok Daha Güzel Olan Şey’in yanında. Bu küçük çiçek ne kadar talihli. Kendisinden Çok Daha Güzel Olan Şey uğruna katledildi.”
Ben o küçük çiçeğe acıdım. Ben kendime acıdım. Bütün çaresizliğimle, güçsüzlüğümle, zavallılığımla, ellerimi Sevgi’ye doğru uzattım ve O’na teslim oldum. Parmaklarımı ağzına götürdü, Kendi Ağzının Öpüşleri ile öptü, gülümsedi. Onları kendininkilerle birlikte göğsüme koyup bastırdı. “Dinle” dedi, itaat ettim dinledim, dinledim... “her genç kızın yüreğinde bir bahar zonklar.”
Ben bir genç kızım. Kendimi Sevgi’ye adadım ve O‘nun kölesi oldum.
Alp Çetiner
Çiçek saçlarımın arasında, saçlarım parmaklarının arasında.
“Bu küçük çiçek ne kadar talihsiz. Kendisinden Çok Daha Güzel Olan Şey’in yanında. Bu küçük çiçek ne kadar talihli. Kendisinden Çok Daha Güzel Olan Şey uğruna katledildi.”
Ben o küçük çiçeğe acıdım. Ben kendime acıdım. Bütün çaresizliğimle, güçsüzlüğümle, zavallılığımla, ellerimi Sevgi’ye doğru uzattım ve O’na teslim oldum. Parmaklarımı ağzına götürdü, Kendi Ağzının Öpüşleri ile öptü, gülümsedi. Onları kendininkilerle birlikte göğsüme koyup bastırdı. “Dinle” dedi, itaat ettim dinledim, dinledim... “her genç kızın yüreğinde bir bahar zonklar.”
Ben bir genç kızım. Kendimi Sevgi’ye adadım ve O‘nun kölesi oldum.
Alp Çetiner
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
