27 Şubat 2010 Cumartesi

Sustum - Eylem Yolcu'dan...

Sustum..
Küle döndüm…
Kül dağıldı
Yedi iklim
Yedi yurt buldu…
Ateşler utandı
Tenimde ses oldu…
Parçaladım dişlerimle
öptüğün bileğimi
Acımadı
Acınmadı
Bittim…
Gelmedi mi vakti sevgilim…
dayanmadı mı saatler
Akrep yelkovana sığındı
Şarap kadehe
Kadeh dudaklara…
Dudakların dudaklarıma gelmemeye yemin mi verdi?
Söyle şimdi
Derdini bana…
Konuşsun içindeki fırtına
Yaralarını sarayım kollarımla
Boynun düşsün
Gözlerin görsün gözlerimi…



(Ah aşk!
Sen
gözlerini
Kimde unuttun…)



Son kez aşka yazıyorum adını
Ben sana
Yar diyorum…
Hem uçurum derinliğinde kalmış
Hem sevgili olmuş yüzün…
Ben sana yar diyorum!
Çığlık gibi düşüyorsun
Düş
Düş
Düş diyorum…
Kokun asılı şimdi saçlarımın ucunda
Tut
Diyorum….




(ah aşk
sen
kokunu
kimde unuttun..)

sustum…
küle döndüm
kül dağıldı….

-Eylem Yolcu-

Mesut Kedi

Aydınlıkla karanlık henüz birbirinden ayrılmamışken büyük meçhul için için kaynamaktaydı. Dağlar-taşlar ile birlikte hava ve su da tek ve bir idi. Herşey birlik içinde, bir tek’te toplu idi. Günün birinde gök yukarıya çekildi, yer aşağıya gömüldü. Kayalar garip şekillerde yeryüzüne dağıldı, aralarında rüzgâr esti, kumlar savruldu, sular aktı.
Bütün ikilikler yavaş yavaş temayüz etmeye başladı: gece ve gündüz, soğuk ve sıcak, ıslak ve kuru...
Bitkiler ve hayvanlar, garip tür ve şekillerde husule gelmeye başladılar. Ve insanlar meydana çıktı.
Yeryüzünün şekli sürekli değişti, bütün canlılar çoğalıp serpildi.
Zaman aktı gitti; günler, seneler.. Ve bu büyük karmaşa geçen zamanla yerini tuhaf şekilde düzene bıraktı. Yaratılışın ilk ve en önemli safhası muhtemelen böyle oldu.
Biz canlıların ömrü maalesef çok kısa. Bir “yaratılış” varsa büyük ihtimalle bir de “son buluş” olacağına göre, arada geçen zaman içinde görüp görebileceğimiz ancak bir andır. Bu an içinde hem bu düzeni anlamak, hem de bu düzen içerisinde kendi yerimizi bulmak zor iş. Kim yarattı, neden yarattı, beni niçin var etti, ben kimim, bütün bu algılarım gerçek mi, gerçek diye bir şey var mı, ölüm bir yok oluş mu, değilse ne olacağız?.. Bütün bunları öğrenmek için oturup bekleyemeyiz. Üstelik hakikat zannettiğimizden çok yakında olabilir.
-Alp Çetiner- (Mesut Kedi'den
)