Bana ilham veren küçük kadın,
bence ağlamasaydın yahut
kütüphanenin kitabı arasında o ajanda yaprağını unutmasaydın
“divitimi yüreğime batırıp” bunları yazmazdım.
Sen bildiğin yoldan git.
Boşalan çay bardağını masaya bırakırken diğerlerini devirdin.
Oysa ben birilerine yanaşırken hep çekinirdim.
Ahlâksızlığım
âh ahlâksızlığım
internet kafede o kızın önümde açık duran posta adresine girmiştim.
Onun dünyası parmaklarımın bir tık ucunda
ama baktım da
avucumda onun günahları ve sevapları
sorumsuzluk üzerime sinmiş belki de sorumluluk.
Onun yerine af dilemeliyim
belki araları düzelir.
Takip ettim
buldum da.
Ondan özür dilemeliyim belki beni bağışlar
hiç olmazsa vicdanım rahatlar.
Bir köşeye sindim.
Ne kadar gidersen git
o ajanda yaprağını bana bıraktın.
***
Beni yakından tanıyanlar sustular belki kendilerini susmak zorunda hissettiler
Yüreğimin ateşini dilimde gezdirmek öyle kolay değildi
Öylesine farkındayım ki anlattıklarımın
Açıkçası dilim öylesine gevşiyor ki bu sözler bana mı ait düştükçe düşüyorum derin kuyulara düş kırıklığına uğrayan dinleyenlerin belleklerine inatçı bir inşaat çivisi gibi çaktım ölümü
Boşalan çay bardağımı diğerlerinin yanına koyarken yüreğim boşalmamış konuştukça biraz hafiflemişti
Acıyı hafifletme eğiliminden doğan içgüdüm kim bilir neleri sildi komut verip beynimden ne kadar silerse silsin
Göz yaşlarımla başa çıkması mümkün değil
Efsane değil sabırlı bir anayım
Sarıp sarmaladım sevgimi toprakla
Konuşurken ansızın sustuğum bir an o anlar var ya
Bilin ki derinde dilim
Sükûtun altın suyuna battığını hissettim
Geçen zaman değişen hayat
Değiştirdi bu evi sayısız mutluluğa açılan kapılar deyim yerindeyse huzurlu değer yargıları güzel ahlâktan kurulu günlerim anılar sökün etti evimize gidelim
Benzeri bulunmaz hayat yaşamayacağım kavuşamayacağım söylemiştim
Hasreti içimi yakıyor durup dururken
Üşümezdi güneş altında böyle içim
Gerçeği söylemeye yoktu gücüm
Artık çok geç her şey için üzgünüm
Desem de kendi yıkılışım çıkagelir bir kâbus gibi birdenbire
Geçit resimlerinde anılarımın artık biri bitiyor biri başlıyor
Bütün ölülerim diri gözümün önünde
7 Ocak 2007 Pazar
12 Temmuz 2006 Çarşamba
Aşk Şarkısı
Bana o şarkının sözlerini anlat.
Bak, odamın rengi dönmüşken kirli sarıya ikindi güneşi ile ve işte, o gizemli şarkı çalınırken pikapta; ben her şeyimle seninim.
Başka yapacak birşeyim kalmamışken hayatta, ben yalnız seninle olmak isterim.
Anlat sevgilim, bana o şarkının sözlerini anlat.
Bütün diller içinde ben birtek senin dilini bilirim.
Hüzünlü melodinin içinden süzülüp gelen gizemli sözleri kulaklarım çekip almaya çalışır. Zavallı aklımın erdiği tek şey âhenktir.
Bana o şarkının sözlerini anlat sevgilim.
Bilirim ki onun konusu aşk’tır. Ne güzel; ancak hiçbir şarkı, onu senin dudaklarından döküldüğü kadar güzel kılmadı.
Eğer o bir içki olsaydı, hiç düşünmeden onu içerdim.
Eğer o bir giysi olsaydı, üstümde ölçüp biçmeden onu giyerdim.
O şarkının sözlerini anlat bana. Aşkı senin dudaklarının âhengiyle işitmeyi dilerim.
Ölüm beni alana dek o şarkıyı senin sesinden dinlerim.
Göğüslerim önünde çıplak. Vücudumun her uzvu gibi kendilerine bir isim vermeni bekler.
Yerine getiremediğim bir arzun varsa söyle bileyim.
Eğer iffetimi dilersen seve seve önüne sereyim.
Eğer gitmemi istersen, ki isteğin emirdir, sırtımı sana dönmeden huzurundan çekileyim.
Kadın olmak bu kadar güzel olmadı hiç.
Bana o şarkının sözlerini anlat sevgilim.
Şarkımız susup susup yeniden başlasın.
O öyküdeki kadın da benim kadar mutlu mudur? Ben şimdi cennetin ışıltılı yollarında, senin kollarındayım. Başlangıcım, yeni hayatım, biricik aşkım söyle, o da aynı yollarda koşmuş mudur? Mutluluk yorgunu gözlerim avuçlarına ağlasın, saçlarım da ancak senin parmaklarının arasında ağarsın.
Daima sevmenin onuruyla yaşayacağım.
Onun meşakkatine hep katlanacağım.
Sesini sonsuza dek kulaklarımda bir mücevher gibi taşıyacağım.
Aşkın ölümsüz nağmelerini yemin ederim hiç unutmayacağım
Alp Çetiner
Bak, odamın rengi dönmüşken kirli sarıya ikindi güneşi ile ve işte, o gizemli şarkı çalınırken pikapta; ben her şeyimle seninim.
Başka yapacak birşeyim kalmamışken hayatta, ben yalnız seninle olmak isterim.
Anlat sevgilim, bana o şarkının sözlerini anlat.
Bütün diller içinde ben birtek senin dilini bilirim.
Hüzünlü melodinin içinden süzülüp gelen gizemli sözleri kulaklarım çekip almaya çalışır. Zavallı aklımın erdiği tek şey âhenktir.
Bana o şarkının sözlerini anlat sevgilim.
Bilirim ki onun konusu aşk’tır. Ne güzel; ancak hiçbir şarkı, onu senin dudaklarından döküldüğü kadar güzel kılmadı.
Eğer o bir içki olsaydı, hiç düşünmeden onu içerdim.
Eğer o bir giysi olsaydı, üstümde ölçüp biçmeden onu giyerdim.
O şarkının sözlerini anlat bana. Aşkı senin dudaklarının âhengiyle işitmeyi dilerim.
Ölüm beni alana dek o şarkıyı senin sesinden dinlerim.
Göğüslerim önünde çıplak. Vücudumun her uzvu gibi kendilerine bir isim vermeni bekler.
Yerine getiremediğim bir arzun varsa söyle bileyim.
Eğer iffetimi dilersen seve seve önüne sereyim.
Eğer gitmemi istersen, ki isteğin emirdir, sırtımı sana dönmeden huzurundan çekileyim.
Kadın olmak bu kadar güzel olmadı hiç.
Bana o şarkının sözlerini anlat sevgilim.
Şarkımız susup susup yeniden başlasın.
O öyküdeki kadın da benim kadar mutlu mudur? Ben şimdi cennetin ışıltılı yollarında, senin kollarındayım. Başlangıcım, yeni hayatım, biricik aşkım söyle, o da aynı yollarda koşmuş mudur? Mutluluk yorgunu gözlerim avuçlarına ağlasın, saçlarım da ancak senin parmaklarının arasında ağarsın.
Daima sevmenin onuruyla yaşayacağım.
Onun meşakkatine hep katlanacağım.
Sesini sonsuza dek kulaklarımda bir mücevher gibi taşıyacağım.
Aşkın ölümsüz nağmelerini yemin ederim hiç unutmayacağım
Alp Çetiner
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
